Denizler ve Halit Çelenk: Bir yoldaşlık öyküsü

ESCORT — Avludaki nar ağacının gölgesinde oturmaktadır genç öğrenci Yeni tanıştığı Fransız aydınlanmacılarından J J Rousseau’nun Toplum Sözleşmesinin sayfaları arasında gezinmektedir Kitabın başlangıcındaki İnsan doğaya özgür geldi özgür doğdu ama bugün her yerde zincirler içindedir sözcükleri düşündürür onu
Zincirler kırılmalıdır Ama nasıl?
Toplumsal düzenin sorgulanmasının ilk adımı olan bu soru onu felsefe ve ekonomi politik konularını içeren yoğun bir okumaya yöneltir Vardığı nokta ise bilimsel sosyalizmdir Bu keşif gelecekteki yaşamının insana yakışır bir düzenin kurulması için mücadele doğrultusunda şekillenmesine yol açar Antakya’dan başlayıp yıllar sonra engin deniz lerle kucaklaşan insan hakları demokrasi hukuk ve sosyalizm savaşımı adına gerçekleştirilen yorucu çileli ve erdemli yürüyüşün ilk adımlarıdır atılan
İkinci Paylaşım Savaşı döneminde İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde okumaya başlayan avukat adayı yaşamını paylaşacağı Şekibe Sayar ile tanışır ve evlenirler Samsun’da başlayan avukatlık yıllarında ise ilk siyasi davasını alır Komünizm propagandası suçlamasıyla yargılanan iki genç komünist işçinin savunmasını gönüllü olarak üstlenir
Ailenin Ankara’ya taşındığı 1960’ lar ülkede emek hareketinin en hareketli ve en yoğun yıllarıdır 12 Mart ve 12 Eylül cunta dönemleri ve kısa süren ara dönemlerde siyasi ve mesleki örgütlenme çalışmalarının yanı sıra sayısız devrimcinin ve birçok örgütün savunmanlığını yapar Halit Çelenk Bu arada avukatlıkla sanıklık arasında da gider gelir
Çelenk’in Denizlerle tanışması da devrimci gençlik eylemlerinin en üst noktasına ulaşmış bulunduğu o günlere denk gelir Yusuf Aslan’la Komer davasında Hüseyin İnan’la Diyarbakır ve Ankara’daki yargılanması sırasında bir araya gelir Deniz Gezmiş’le ilk temas üç genç ve on beş arkadaşının idamla yargılandıkları 1 THKO davasını bekleyecektir

18 Nisan 1972
Deniz Yusuf ve Hüseyin Mamak 1 nolu askeri cezaevinde 12 günlük ölüm orucuna başlarlar
Zamlar ve hayat pahalılığı fakir emekçi halkımızın zatengüç olan hayat şartlarını çıkarcıların menfaati uğruna daha da dayanılmaz hale getirmiştir Halkımıza anayasamızca tanınan hakları tamamen ortadan kaldırmak için yeni Anayasa değişikliğine gidilmek istenmektedir (ANARŞİST) deyimi ile devrimcilerin katline gidilmiş ve aynı nedenle siyasi cinayetler işlenmiştirtutuklu arkadaşlarımızher günMİT’in işkence odalarına götürülüpişkenceye tabi tutularakgeri getirilmektedirlerCezaevi hücrelerinde halkımızın haklarına sahip çıkıp onu savunacak tek hareketimiz (ÖLÜM ORUCU)’nu sürdürmek olacaktır
Dayan yorgun yüreğim dayan!
12 gün
Çocuklar infazların önlenmesi için her türlü çalışmalar yapılmaktaOlumlu bir sonuç çıkmadığı takdirdeidam sehpasına sağlam ve zinde olarak gitmeniz gerekiraçlığın doğurduğu bitkinlik ve çöküntü maksatlı çevrelerce kullanılacak kamuoyuna korku olarak gösterilecek ve aleyhinizde propagandalar yapılacaktırböyle bir propagandaya olanak vermeye hakkınız yok Ölüm orucuna son vermeniz gerekiyor
Ağabey düşündük ve orucu bitirmeye karar verdik

6 Mayıs 1972
Sabahın üçü
Gün henüz ağarmamış
Avukatı taşıyan resmi araç bomboş sokaklarda adeta uçarak gidiyor Ulucanlar Cezaevine doğru
İçeri girdiğinde meslektaşı Mükerrem Erdoğan’ın da orada olduğunu görüyor
Arama
Tashihi karar talebiniz reddedildi
Tashihi karar talebimizin reddedildiğinden haberimiz yoktur Bize tebligat yapılmadı!
Bugün reddedildi
?! Red kararını görmek istiyoruz
Dilekçenizde ileri sürülen itirazları infazın ertelenmesini gerektirir nitelikte görmedik

İlk genç adam haykırdı gecenin karanlığında;
Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Yaşasın Marksizm Leninizmin yüce ideolojisi! Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi! Kahrolsun emperyalizm! Yaşasın işçiler köylüler!
Dayan yorgun yüreğim! Dayan!

İkinci genç adam haykırdı gecenin karanlığında;
Ben ülkemin bağımsızlığı ve halkımın mutluluğu için şerefimle bir defa ölüyorum Sizler bizi asanlar şerefsizliğinizle her gün öleceksiniz Biz halkımızın hizmetindeyiz Sizler Amerika’nın hizmetindesiniz Yaşasın devrimciler! Kahrolsun faşizm!
Dayan yorgun yüreğim! Dayan!

Üçüncü genç adam haykırdı gecenin karanlığında;
Ben şahsi hiçbir çıkar gözetmeden halkımın mutluluğu ve bağımsızlığı için savaştım Bu bayrağı bu ana kadar şerefle taşıdım Bundan sonra bu bayrağı Türk halkına emanet ediyorum Yaşasın işçiler köylüler ve yaşasın devrimciler! Kahrolsun faşizm!
Dayan yorgun yüreğim! Dayan!

Üç genç devrimcinin Ulucanlar’dan yükselen son çığlıklarına o devrim manifestolarına ve ödünsüz dik duruşlarına meslektaşı ile tanıklık eden avukat Deniz Yusuf ve Hüseyin’in savunduğu yoldaşlarının yanına gitmesine saatler kala son görevini yapıyor 5 Mayıs 2011 günü son iki üç gece yanında kalan sağ eğilimli sağlık görevlisi genç Bizi nasıl yanıltmışlar! Deniz ağabeyler halkın dostlarıymışlar! Amca bana anlattı! diye ağlıyor
Bir şarkı ama biten bir şarkı değil/yayılır gider ılık ılık/dağların başakların üzerinden/buğday gibi bereketli/akarsu gibi aydınlık/ Kim demiş bize ölüm var diye/bize ölüm yok

Add a Comment